Esma Ocak: Diyarbakırlı Bir Şarkının Hüznü

Hayat yarım bıraktığında, onu yazı tamamlar.

KÜLTÜR SANAT 10.02.2026, 12:26 10.02.2026, 12:28
Esma Ocak: Diyarbakırlı Bir Şarkının Hüznü

Toprak ellerindeydi,
söz geceleri samanyolu ışıklarıyla geldi.

yıldızlarından ve masallardan süzülerek,

Mezopotamya’nın künyesi de böyle yazılmıştı.
Dicle sustuğunda, kadınların saçları gün ışığıyla kuruduğunda
masal anlatıcıları konuştu önce, sonra dengbêjler…

Kelimeleri önce kadınlar topladı.

Esma Ocak’ı üniversiteli yıllarımda tanıdım. Yüzü güleç, nahif ve girişken şehirli bir kadındı. Gençlerle iletişim kurmada çok iyiydi. Bir gün bizleri çağırdı ve bir tiyatro eserinin sahneye konması için fikrimizi sordu. Üniversite öğrencilerinin sanat toplulukları vardı ve onun sözünü ettiği oyunun çalışmalarına hemen başladılar. 1989’du sanırım,Bismil’e üniversiteli öğrencilerle birlikte geldi ve kendisi bizzat tiyatronun sahneye konmasına yardımcı oldu, hatta yönetmenliğini de üstlendi. Bu sanatsal etkinlik bayağı ilgi toplamıştı. Bismil’de kadınlar; çocuklar, gençler oyun salonunu doldurdular. Birkaç seans oynadı diye hatırlıyorum.

Esma Ocak, toplumsal aydınlanma ve kadın kimliğinin güçlendirilmesi, törenin baskıcı kıskacından kurtarılması adına yoğun bir çaba sarf etti. “Berdel” onun öne çıkan kitabıdır. Kendi yaşam öyküsü, kaderini ve edebiyatla ilişkisini belirlemede etkili olmuştur. 

Esma Ocak, 1928’de Diyarbakır’da, sözcüklerin henüz suskun, kaderin ise erkenden konuştuğu bir coğrafyada dünyaya merhaba dedi. Ocak, 1928 yılının ekim ayında, Diyarbakır’da avlusu bazalt taşlarla döşeli, kocaman havuzlu, bahçesi güller ve çiçeklerle dolu bir evde, ailenin ikinci çocuğu olarak dünyaya geldi. Çocukluğu hep bu evde geçti.

Şevkiye Ocak ile Tarım İl Müdürü Osman Şahap Yıldırım’ın kızıydı; şiirin ve siyasetin iç içe aktığı bir soydan geliyordu. Şair ve milletvekili Osman Ocak Nakiboğlu’nun yeğeni olması, kaderine yazının gölgesini daha doğmadan düşürmüştü belki de.

İlk harfleri mahalle mektebinin taş duvarları arasında tanıdı. Babasının tayini onu Mardin’e taşıdı; dilin, taşın ve göğün renginin değiştiği bir şehirde ortaokulu tamamladı. Liseye Diyarbakır’da, Ziya Gökalp Lisesi’nde başladı. Ancak hayat, eğitimi yarım bırakan o eski ve tanıdık gelenek devreye girdi.Lise ikinci sınıfta, görücü usulüyle evlendirildi. Genç yaşta yapılan bu evlilik, yalnızca okulunu değil, çocukluğunu da yarım bıraktı. Çeşitli söyleşilerinde bunu dile getirmiştir.

Evlilik onu Diyarbakır’dan alıp Bismil’in Kazancı köyüne götürdü. Burada Kürtçeyi öğrendi; ama daha önemlisi, kadınların susarak anlattığı hayatları dinlemeyi öğrendi. Otuz üç yaşında eşini kaybettiğinde, yas tutmakla yetinmedi. Kocasının işlerini devraldı; toprağın başına geçti, çiftçilik yaptı. Gündüzleri tarlada çalıştı, akşamları ise köyün kadınlarını dinledi. O hikâyeler, zamanla bir deftere, sonra bir kitaba dönüştü. Çalışkan ve tutkuluydu. Geriye kendi yaşam deneyiminin hikâyesinin yanı sıra bu coğrafyanın makûs talihini değiştirecek eserler bırakmak istiyordu.

Berdel, böyle doğdu. Bir edebî tercihten çok, bir vicdan yükümlülüğüydü bu kitap. Yazarlığının ilk yıllarında öykülerini Ahmet Arif’e gönderdi. Arif’in ona yazdığı, yüreklendirici ve sarsıcı mektup,  bir şairin takdiri kadar, bir kuşağın sessizliğine verilmiş bir cevaptı. Ahmet Arif, Berdeliçin kaleme aldığı önsözde, kitabın özellikle kadınların ve anaların yaşadığı iç gerçeği yüzümüze vurduğunu söyleyecekti. Kolay olanı değil, zor olanı seçen bir yazardan söz ediyordu.

“Berdel, halkımızın bir kesiminin ve özellikle anaların, kızların yaşadığı   iç gerçeği suratımıza vuruyor. Bu açıdan yazar, kolay olanı değil, zor olanı seçmiş. Halkına sahip çıkmak, ağlarken de gülerken de onunla birlikte olmak kararında. Yüreği yoksul ve namuslu olmaktan hiçbir suçu bulunmayan kardeşlerimizin çektiği acılarla dolu bir yazarın, bu tavır alışına elbette saygı duyarız. Bir de şunu belirtmem gerek. Özellikle senaryo yazarları ve film yönetmenleri için bu kitap zengin bir kaynak olabilir.”

Berdel, Esma Ocak’ın adını geniş bir okur çevresine taşıdı. Ahmed Arif’in önerisini duyan bir tanınmış bir sinema yönetmeni vardı; 1990 yılında Atıf Yılmaz tarafından sinemaya uyarlandı; film, ulusal ve uluslararası pek çok ödül aldı. Kitap Almancaya çevrildi; “Berdel” ve “Yeni Çardak” öyküleri tiyatro sahnesine taşındı. Yazı, başka dillere ve bedenlere bürünerek yoluna devam etti.

1991 yılında 41. Berlin Film Festivali’nde Festival Özel Ödülü gibi pek çok uluslararası ödül aldı. Bu film kırsal kesimde çokça yaşanan kadın problemlerini anlatmaktadır. 

Ocak, bulunduğu çevrede köyleri ziyaretti, dengelerle görüştü, anlatımlarını kayıt altına aldı. Kültürel varlığın korunması için edebiyatçıların da meseleye el atmaları gerektiğini savunuyordu. Bu yönde çeşitli serzenişlerinde bulunarak, yazdıklarına gençlerin yeterince sahip çıkmadığını kimi röportajlarına değindi.  

Toplamda on üç eser bıraktı ardında. Öykülerinde, romanlarında ve biyografik çalışmalarında 

Diyarbakır’ı bir mekân olmaktan çıkarıp bir hafızaya dönüştürdü. “Muş Gürcüsü Destanı” adlı derlemesinde, yaşadığı çağa tanıklık yapmanın yanı sıra evrensel olana da katkı yapmak istediğini belirtmiştir. 

“Benim işim yalnız yaşadığım çağla değil, evrenseldir. Bu nedenle kadını yıllar, yüzyıllar önce ve ilk olarak mistikleştiren Doğu'dan seçtim konumu. Bir Kürt boyunun taaötelerden günümüze dek sözle, sazla ulaşan akıl almaz savaş yöntemlerinin, uğruna ölümlere gidilen bir gururun, insanı çılgına döndüren bir aşkın ve köklü bir törenin anlatısıdır bu destan”.

Diyarbakırlı yazarlar üzerine çeşitli araştırmalar yapan akademisyenler Tahsin Kula ve Fatma Betül Ekti Ocak’la ilgili şu tespitlere yer vermişlerdir. 

“Esma Ocak’ın eserleri incelendiğinde onun kendilik algısına sahip (özgüvenli) bir kişilik yapısına sahip olduğu görülmektedir. Yani kendini ve çevresini olduğu gibi kabullenen, ruhsal ve bedensel anlamda bir bütünlüğe sahip kişilik özellikleri olan birisidir. Bu yönüyle hem bölge hem de ülke kadınları için örnek bir şahsiyettir. O realist ve ahlakçı bir yazar olarak insan ve toplumu çok iyi tanır, tüm özelliklerini didik didik eder. İyi kötü, güzel çirkin her şeyi tasvir eder, seçme ve tercihte bulunmaz. O, böyle şey de olur muymuş, demez. Eserlerin olabildiğince somut bilgi, belge ve bulgulara dayanır.34 Eserlerindeki kişi ve olayları Güneydoğu Anadolu Bölgesindeki günlük yaşamdan alarak hikâye ve romana aktarmıştır. Her şeyin yerli yerine oturması için kulaktan dolma bilgilerden ziyade doğru ve güvenilir bilgiler alarak romanlarına yansıtır ve buna çok önem verir. Bu yönüyle Esma Ocak, romanlarını bir fotoğrafçı gerçekliği ile okura yansıtır.35 Roman ve öykülerindeki kahramanları bizzat yaşanmış olaylardan hatta çoğunlukla kendi yaşamından seçmesi, karakterlerinin iç dünyaları ve ruhsal durumları ile ilgili gerçekçi tespitler yapmasını sağlamıştır.”

Yaşamının güçlü izdüşümü olan eserleri, toplumcu gerçekçi edebiyatçı kimliğini gözler önüne sermektedir. Bölgenin sosyo kültürel gerçekliğini, karmaşık ilişkilerini, kan bağını, gelenek ve göreneklerini yazının tuvaline yansıtmayı başarmıştır.  

Sağlığında, Dört Ayaklı Minare civarında yer alan tarihî bir Ermeni evi satın alınarak Esma Ocak Müzesi’ne dönüştürüldü. Ne var ki, ölümünden sonra bu mekân da tıpkı yazılarında anlattığı pek çok kader gibi ilgisizlikle yüz yüze kaldı ve harabeye dönüştü. Mekânlar da insanlar gibi, hatırlanmadıklarında yıkılıyorlardı.

Esma Ocak, Diyarbakır’ı Tanıtma Kültür ve Dayanışma Vakfı’nın başkanlığını yaptı; Türkiye Yazarlar Sendikası ve Edebiyatçılar Derneği üyesiydi. Ama onu asıl tanımlayan, resmî sıfatlar değil; toprağın içinden gelen bir dille, kadınların içerde kalmış hikâyelerini yazıya dönüştürme cesaretiydi.

Ölümüne dek Diyarbakır’da yaşayan Ocak, zamanının edebiyata ve araştırmalara ayırdı. Her araştırmada sonucu bulduklarını kayıt altına aldı. Şehrin gönüllü elçisiydi ve üç çocuk annesiydi. 25 Mayıs 2011’de hayatını kaybeden Ocak, Mardin kapı Mezarlığı’nda toprağa verildi Ardında, yalnız kitaplar değil; suskun bırakılmış bir coğrafyanın, konuşmaya zorlanmış vicdanını bıraktı.

Surların gölgesi düşerdi sesine,
onca hikayenin içinde.
Dicle, akşamları ağır ağır akardı
ve her akışta bir kız çocuğu büyürdü erkenden.

Esma Ocak geçti bu kentten,
bir şarkı gibi.
Söylenmediğinde eksik kalan,
hatırlandığında sızlayan.

Ferman Salmış​

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
5
kısa süreli hafif yoğunluklu yağmur
Günün Anketi Tümü
2025/2026 Şampiyonu Kim Olur Sizce ?
Namaz Vakti 10 Şubat 2026
İmsak 06:49
Güneş 08:21
Öğle 13:10
İkindi 15:29
Akşam 17:49
Yatsı 19:16
Puan Durumu
Takımlar O P
1.  Galatasaray 21 52
2.  Fenerbahçe 21 49
3.  Trabzonspor 21 45
4.  Göztepe 21 40
5.  Beşiktaş 21 37
6.  Başakşehir FK 21 33
7.  Samsunspor 21 30
8.  Gaziantep FK 21 28
9.  Kocaelispor 21 27
10.  Alanyaspor 21 23
11.  Gençlerbirliği 21 22
12.  Çaykur Rizespor 21 20
13.  Konyaspor 21 20
14.  Antalyaspor 21 20
15.  Eyüpspor 21 18
16.  Kasımpaşa 21 16
17.  Kayserispor 21 15
18.  Fatih Karagümrük 21 12
Takımlar O P
1.  Amed SK 24 49
2.  Erzurumspor FK 24 48
3.  Esenler Erokspor 24 47
4.  Bodrum FK 24 42
5.  Çorum FK 24 41
6.  Pendikspor 24 39
7.  Iğdır FK 24 37
8.  Keçiörengücü 24 36
9.  Bandırmaspor 24 36
10.  Boluspor 24 35
11.  Van Spor FK 24 34
12.  Manisa FK 24 34
13.  İstanbulspor 24 32
14.  Sivasspor 24 30
15.  Sarıyer 24 30
16.  Ümraniyespor 24 28
17.  Serik Belediyespor 24 26
18.  Sakaryaspor 24 23
19.  Hatayspor 24 7
20.  Adana Demirspor 24 2
Takımlar O P
1.  Arsenal 25 56
2.  Manchester City 25 50
3.  Aston Villa 25 47
4.  Manchester United 25 44
5.  Chelsea 25 43
6.  Liverpool 25 39
7.  Brentford 25 39
8.  Everton 25 37
9.  Sunderland 25 36
10.  Fulham 25 34
11.  Bournemouth 25 34
12.  Newcastle United 25 33
13.  Crystal Palace 25 32
14.  Brighton & Hove Albion 25 31
15.  Tottenham 25 29
16.  Leeds United 25 29
17.  Nottingham Forest 25 26
18.  West Ham United 25 23
19.  Burnley 25 15
20.  Wolverhampton 25 8
Takımlar O P
1.  Barcelona 23 58
2.  Real Madrid 23 57
3.  Atletico Madrid 23 45
4.  Villarreal 22 45
5.  Real Betis 23 38
6.  Espanyol 23 34
7.  Celta Vigo 23 33
8.  Real Sociedad 23 31
9.  Osasuna 23 29
10.  Athletic Bilbao 23 28
11.  Getafe 23 26
12.  Girona 23 26
13.  Sevilla 23 25
14.  Deportivo Alaves 23 25
15.  Elche 23 24
16.  Mallorca 23 24
17.  Valencia 23 23
18.  Rayo Vallecano 22 22
19.  Levante 22 18
20.  Real Oviedo 22 16