Türkülerin düştüğü yerde insanın yüreği vardır; öyle bir yürek ki bazen burkulur, bazen bir kuş misali kanatlanır.
Her şarkı kendi sesine sarılır, her türkü kendi hikâyesinden kanatlanır.
İnsan sestir; sesin anlamıdır, sesin avazıdır, sesin kendisidir…
Türküler, Anadolu halk kültürü ve edebiyatının temel taşı olan, kendine özgü ezgilerle söylenen anonim halk şiiri nazım biçimidir.
Ses, sesten çok daha fazlasıdır. Düşünsenize, sessiz kalmayı bir başarı sayıyoruz çoğu kez. Sessizliğin kendisi kimileyin delirticidir ve insan en çok sessizliğe tahammül edemez aslında. Oysa günümüzdeki ses ve gürültü kirliliği nedeniyle sessizliği bir liman olarak tanımlıyor ve böylesi limanlara sığınmak için çabalıyoruz. İşte türküler, müzik; bu ses kirliliğini temizliyor, kulağımızın pasını alıyor, hayata sımsıcak, melodik bir iklim katıyor. İnsan, oldum olası güzel olana düşkünlüğünü dile getirir; insanın, duygunun, doğanın, şehrin, evin güzel olanı sanatın da konusudur.
Bir de türkülere sığınıyoruz; kederde, sevinçte, acıda… Bir türkünün yanı başında oturup bağdaş kurmak, hayat felsefemizi ve ufkumuzu besler; gülüşümüzü tetikler.
Zaman, kendi sesini ve değerler yargısını oluşturur. Müzik türleri, değişen zevkler ve sanatsal eğilimler bir bağlamda sesle ilişkilenir. Sesin ne kadar değerli olduğunu belki de onun yokluğunda, yani sessizlikte anlarız. Sessizlik, aynı zamanda sesi de resetler; ona yeni mecralar açar.
Hayat, kendi şarkısını kendi dilinde söyler. Duygularımız, düşüncelerimiz, ayrılık ve kavuşmalarımız sesle, müzikle resimlenir, betimlenir. “Hoş geldin!”, “Hoşça kalın!” kelimeleri gizemlidir; yükleri ağırdır. İnsanı büyük ve derin yolculuklara sürükler. Genellikle güzel ya da acı şeyler bir sesle, bir sözle başlar ve hayat öylece akar; kıyılarını yontarak, kırarak, dökerek, sürükleyerek…
Sesli düşünmek, düşünce ve ifade özgürlüğü bağlamında değerlidir. Düşündüklerimizi sesimizle dışarıya yansıtırız. Konuşmalarımızı yüzümüze de taşırız; yüzümüz, sese fon oluşturan bir ekran gibidir. Jest ve mimikler, sesin görselleri olarak yorumlanır.
Şehirlerin sesini duyarız; onların avazı farklıdır, hikâyeleri değişiktir. Kimi kesik bir yaradan söylenir, kimi bir nehrin akışıdır, kimi bir sokağın başındaki yüce bir çınarın gölgesi… Ama tartışmasız, bütün türkülerin ve şarkıların gölgeleri üzerimize düşer, duygu dünyamızı dalgalandırır. Sesin en yakın akrabası insandır.
Eskiden şehrin sokaklarında türküler dolaşırdı; kaldırımlar bu türküleri hepimizden daha çok tanır, hissederdi. Türkülerdeki ses ve hikâyeler kırılgandır; yanık bir çarşının sesi, eski bir merhaba, kırılmış bir gülüştür. Ama hâlâ bizimledir ve bizdendir. Sese öylesine sarılırız işte… Onu kendi sesimiz sayarak, ona kendi türkümüzü yükleyerek söyleriz.
Türkü; kendine özgü ve belirli bir ezgiyle söylenen, hece ölçüsüyle yazılan ve zamanla anonimleşen bir nazım biçimidir. Türküler, toplumun kültürel değerlerini, gelenek ve göreneklerini nesilden nesile aktaran en önemli sözlü edebiyat ürünleri arasında yer alır.
Türküler, bir toplumun yalın duygu dilidir. Göçler, afetler, büyük sevdalar, savaşlar türkülere işlenir. Bir dilin sözlü kültürünü taşır; kelimelerin halk dilindeki karşılığını aktarır. Bir yörenin ağız özellikleri türkülerden öğrenilebilir. Türküler genelde bağlama, kaval, ud gibi enstrümanlar eşliğinde söylenir; çıplak sesle söylenenleri de vardır. Anadolu türküleri; Karadeniz, Ege, İç Anadolu, Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu yöreleri gibi farklı coğrafyalarda büyük bir çeşitlilik gösterir. Karadeniz’de kemençe ve tulum gibi yöreye özgü enstrümanlar öne çıkar.
Türküler, genel karakterlerine göre ninniler, sevda türküleri, gurbet türküleri, kahramanlık türküleri ve ağıtlar olarak sınıflandırılabilir. Özetle, insan duygusunun bütün tuşlarına dokunur; onları ezgilere dönüştürür, ezgilerine söz dizer.
28 Nisan Çarşamba günü Diyarbakır İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün düzenlediği türküler konulu söyleşiyi Diyarbakırlı şair Cahit Sıtkı Tarancı Müzesinin avlusunda gerçekleştirdik. Söyleşiye İbrahim Evirgen, Gülsüm Kıran, Ahmet Oğuz Gözel, Kadir Çetinle birlikte katıldık. Bir şairin evinden şiir ve türküler söyledik…
Siz siz olun, sesinize işlediğiniz türkülere sarılmayı unutmayın… Belki de bir iki türkü ezberlemeyi de.
Ferman SALMIŞ