Yazıya bir fıkra ile başlayalım. Ağa ile maraba arasında geçen şu meşhur fıkrayı bilmeyenlere kısaca aktaralım:
Maraba ile ağa, ağanın arabasında tıngırmıngır kasabaya gidiyorlar. Yolun yarısında, arabayı çeken hayvan patır kütür yola pisliyor. Ağa marabasının arabada gözü olduğunu biliyor. Hem marabayı küçük düşürmek hem de eğlenmek için, “Marabaya şu hayvanın pisliği yersen, arabayı sana vereceğim” diyor. Marabada bir an düşünüyor, hiç arabam olmadı olamazda. Gözüm de hep bu arabada, bu pisliği yesem de kimse görmez duymaz ve kararını veriyor, arabadan iniyor ve taze at pisliğini yiyor. “Tamam”, diyor ağa “araba senin” Marabanın midesi dönmüş, gururu çiğnenmiş, kendinden iğreniyor. Ağa ise bir dakikalık bir eğlence uğruna arabasından olduğuna pişman, kendi budalalığına yanıyor. Dönüş yolunda ikisinin de ağzını bıçak açmıyor, ikisi de kurdukça kuruyorlar. Tam marabanın pislik yediği noktaya geldiklerinde ağa dayanamıyor; “Marabaya bir halt ettim, şaka uğruna araba elden gitti. Ben ağayım arabasız olur mu hiç? Köylüye ne derim? Yediğinin ederini ne ise vereyim, arabayı geri alayım. Kimseye de bu konuyu açmam.” Marabada genzinde, ağzında, yüreğinde, öfkesinde hâlâ pislik tadı var. “Olur ağam” diyor, “olur ama bir şartla: sen de aha şu kalan kurumuş hayvan pisliğini yiyeceksin ki ödeşelim.” Ağanın gözü kararmış, köye yaklaşıyor arabayı marabaya kaptırmak iyi bir iş değil düşünerek arabadan iniyor bir miktar pislik de o yiyor. Çiftliğe yaklaşırlarken, Maraba düşünceli, kederli soruyor: “Ağam, araba giderken de senindi dönerken de senin, peki biz bu kadar hayvan pisliğini neden yedik?
Yıllardır süregelen terör meselesi Türkiye’ye hep ayak bağı olmuştur. Türkiye'nin ekonomisi emeği zamanı ve en büyük gücü olan gençleri zarar görmüştür. Bu bağ pahalıya da patladı. İmralı’nın, PKK’nın, Dem’inaçıklamalarına baktığımızda terörsüz Türkiye çabalarıyla ortaya konulan irade ve yapılan açıklamalara baktığımızda bu ülkeyi seven her Türk ve Kürdün her Türkiyelinin destek vermesi, sahip çıkması gerekiyor ve görülüyor ki büyük destek verildiği görülmektedir. Oyun kurmak isteyenlerin oyunlarını da bozacak, bugüne kadar nemalananları da boşa düşürecek ve herkes tarafından da güçlü bir iradeyle desteklenecek ve desteklenmelidir. Pekisoruyorum bu 40 yıl süren çatışma silahlanma niçin oldu? O zaman bu pislik neden çıktı kim çıkardı kimler nemalandı.
SÜNNİ MÜSLÜMAN LİDERİ VE KARDEŞLİĞİ
Kürt-Türk ilişkileri; 1000 yılı aşan tarihler boyunca Türkler ve Kürtler, varlıklarını sürdürmek ve hegemonik güçlere karşı ayakta kalmak için gönüllülük yönü ağır basan, hep bir ittifak içinde kalmayı zorunlu görmüşlerdir. Türk ve Kürdün Sünni Müslüman olmaları bu birlikteliği ebedi kılıyor ve ittifakı sağlamlaştırıyor. Kapitalist modernitenin son 100 yılı, bu ittifakı parçalamayı esas gaye edinmiştir.
Bu ittifakın ilelebet olmasının yolu ne?Akıl, vicdan ve iman iş birliği içinde çalışınca zorlar kolaylaşır, hayat ucuza mal olur, insanlık huzur bulur. Çözüm basittir ama güçlü bir irade gerekiyor. Kardeşlik ruhu ve hukukudur. Ciddidir çünkü burası Orta Doğu’dur, eller halen tetiktedir. Şer güçler, oyun kuran düşman hala içerde dışarda nifak tohumlarını ekiyor. Özellikle ABD,Siyonist ve İngiliz aklı bölgede fitne tohumlarını atma, kargaşa çıkarma terörle anılma ve insansız bir coğrafya oluşturma peşinde. Bölgeden bu Siyonist akla mücadele edecek, oyunlarını bozacak, huzur ve barışı sağlayacak tek irade kalmış o da güçlü bir Türkiye. Türk, Kürt el ele vermekten, Türkiye’yi büyütmekten güçlü kılmaktan korkma. Bölgeyi barışa taşıyacak her adımı desteklemekten korkma. Korkma ki bu defa silahları susturup siyaseti konuşturabilelim. Siyasi mücadeleyle de yoksulluğu, işsizliği, açlığı, adaletsizliği ve eşitsizliği hep birlikte yenelim. Savaşa harcanan milyarlarca doların doğrudan halka harcanmasını sağlayalım. Barışın huzurun aynı zamanda ekmek, aş, iş, hizmet olduğunu unutmayalım. Yoksa İslam coğrafyasının günümüzde ilim ve medeniyet coğrafyasından zulüm ve mazlumiyetcoğrafyasına dönüşmesinin en büyük sebep olur. Bu sebep bölgede Türk, Kürt ve Arap milletler arasında kardeşlik ruhu, ahlakı ve kardeşlik hukuku gözetilmeli. Ve ortak paydada buluşup ümmet lideri olacak adımlar atılmalıdır. Bu liderde islam coğrafyasında da kim olabileceği belli kimin yapabileceği belli gibi. Oysa kardeşlik hukukunun çiğnendiği bir Müslüman dünyayı ve kardeşlik ahlakının zedelendiği bir İslam dünyasını yüce Rabbimiz ateş dolu bir çukurun kenarında yaşamak olarak değerlendirmiştir. Son günlerde Ortadoğu’da özellikle Türkiye’nin attığı adımlar yapılan stratejik hamleler bölgeye umut olmuş bütün Müslümanların gönlünde kardeşlik duygusu ve kardeşlik coşkusunu yeniden filizlenip yeşermesine sebep olabilir. Bölge kardeşlik hukuku ile hareket edilip birlikte hareket ederlerse Türkiye öncülüğünde ve ümmet liderliğimde aktif, söz sahibi ve yaptırımları olan bir İslam birliği kurulması mümkündür. Müslüman halklarda bunu görüyor ve umut ediyorlar.
İnanıyorum ki Türkiye, Ortadoğu’da kardeşlik ruhu ve hukukuyla hareket ederek birlikte güçlü bir iradeyle bölgede terörü bitirecek, sadece terörsüz bölge değil aynı zamanda sorumsuz bölge olacak, huzur ve güven ortamını tesis edecek ve söz sahibi olacaktır.
Av.Aydın AK