Ulu Cami’nin tarihi, 639 yılında İslam ordularının Diyarbakır’a girişine kadar uzanır. O günden bugüne defalarca onarımdan geçmiş, farklı dönemlerin izlerini taşlarına işlemiştir. Anadolu’nun en eski camilerinden biri olması, ona ayrı bir değer katar. Bazı araştırmacılar, yapının planındaki düzeni Şam’daki Emeviye Camii ile kıyaslar. Bu benzerlik, Diyarbakır Ulu Camii’ni yalnızca bölgesel değil, İslam dünyası çapında da önemli kılar.

Mimari yapısı, bölgenin bazalt taşlarının sağlamlığıyla şekillenmiştir. Siyah bazaltın üzerine işlenmiş beyaz taş süslemeler, Diyarbakır’ın ruhunu yansıtır. Avlusunun ortasında şadırvan, dört bir yanında medrese hücreleri ve kapalı mekânlar vardır. Bu avlu, yalnızca ibadet edenlerin değil; alimlerin, şairlerin, yolcuların da buluşma noktası olmuştur. Caminin taş işlemeciliğinde, dönemin sanat anlayışının inceliği göze çarpar; sadelikle ihtişamın uyum içinde buluştuğu bir mimari dile sahiptir.

Bugün modern şehirlerimizde yükselen cami mimarisine baktığımızda, çoğu zaman yüksek kubbeler, geniş alanlar ve modern malzemelerin ihtişamı öne çıkar. Oysa Ulu Cami’nin güzelliği, gösterişten değil; asırlara meydan okuyan sadeliğinden gelir. Taşların işçiliği, avlunun dinginliği, mihraptaki derinlik bize şunu hatırlatır: Hakikî güzellik, zamana direnen ruhtur.

Diyarbakır Ulu Camii, sadece bir mabet değil, bir mekteptir. Yüzyıllar boyunca alimlerin, şairlerin, dervişlerin ve talebelerin uğrak yeri olmuştur. Burada Fuzuli’nin mısraları yankılanmış, İbnü’l Cezeri gibi alimler ilminin kapısını aralamış, nice gönül ehli bu avludan beslenmiştir. Caminin taş duvarları arasında yalnızca ibadet değil, fikir alışverişi, şiir sohbetleri ve hikmetli dersler de yapılmıştır.

Bugün camilerimiz daha konforlu, daha görkemli olabilir; ama çoğu kez o eski ruhu, o bilginin ve edebiyatın nefesini içinde barındırmaz. Diyarbakır Ulu Camii bize şunu öğretir: Bir caminin değeri sadece minaresinin yüksekliğiyle değil, insanın kalbine dokunabilmesiyle ölçülür.

Esma Ocak: Diyarbakırlı Bir Şarkının Hüznü
Esma Ocak: Diyarbakırlı Bir Şarkının Hüznü
İçeriği Görüntüle

Geleceğe umutla bakmak gerek. Eğer bizler, bu kadim mabedin izinden gidip camilerimizi yalnızca taş ve beton değil; ilim, sanat ve gönül ile donatabilirsek, yeni nesillere daha köklü bir miras bırakabiliriz. Diyarbakır Ulu Camii’nin sessiz avlusu, bizlere hâlâ aynı çağrıyı fısıldıyor: “Bilgiyi ara, şiiri yaşat, umudu diri tut.”

Ve işte o umutla, Ulu Cami’nin gölgesinden dünyaya bakınca, geçmişin gölgesiyle değil; geleceğin ışığıyla aydınlanıyoruz.

Recep Özoğul