
Yapılan araştırmalar, anketler göstermiştir ki, Türkiye’de namaz kılma oranı çok düşük.
Türkiye Genel Sosyal Saha Araştırması (TGSS)'nin 'Verilerle Türkiye’de İnanç ve Dindarlık' çalışması, inanç ve dindarlık konusunda merak edilen birçok soruya cevap vermesiyle bir kez daha gündemde.
TÜRKİYE'NİN DİNİ YAŞANTISI ELE ALINDI
Araştırma, Türkiye Genel Sosyal Saha Araştırması (TGSS) kapsamında, Zübeyir Nişancı ve Hüseyin Sağlam tarafından hazırlandı.
İSAR Yayınları tarafından yayınlanan araştırma, Türkiye’de dini hayatın güçlü ancak çok katmanlı bir yapıya sahip olduğunu ortaya koyuyor.

ALLAH'A İNANÇ ORANI YÜKSEK
Araştırmaya göre katılımcıların yüzde 94’ü Allah’a inandığını belirtirken, aynı oranda kişi Allah’ın hayatında önemli bir yere sahip olduğunu ifade etti.
Buna karşılık ateizm ve deizm gibi inançsızlık eğilimleri yüzde 4 seviyesinde kaldı.
İNANÇ VAR, İBADET DAHA ZAYIF
Araştırmanın en dikkat çekici bulgularından biri, inanç ile ibadet arasındaki fark oldu.
Toplumun yüzde 94’ü Allah’a inanmasına rağmen, beş vakit namazı düzenli kılanların oranı yüzde 40’ta kalıyor.
Hiç namaz kılmayan ya da nadiren kılanların oranı ise yüzde 36.

İBADETTE DOĞU-BATI FARKI DAHA BELİRGİN
Dini pratikler coğrafyaya göre de ciddi farklılıklar gösteriyor.
Doğu Karadeniz, Kuzeydoğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri hem inanç hem ibadet düzeyinde Türkiye ortalamasının üzerinde yer alırken; Ege, Marmara ve Akdeniz bölgelerinde daha düşük oranlar görülüyor.
EGE SONDA, DOĞU BÖLGESİ İLK SIRADA
Araştırma sonuçlarına göre, beş vakit namaz kılma ve ibadet etme sıklığının en düşük olduğu bölge Ege oldu.
Ege Bölgesi, ibadet sıklığı endeksinde 2,56'lık puanla son sırada yer aldı.
Buna karşılık, dini hassasiyetlerin ve ibadet sıklığının en yüksek seviyede ölçüldüğü yer ise Kuzeydoğu Anadolu Bölgesi oldu.
Bölge, 4,10'luk puanla Türkiye genelinde ilk sırada yer alarak dikkat çekti.

YAŞAM BİÇİMİNİN YANSIMASI OLARAK YORUMLANDI
Anket sonucuyla, Batı bölgelerinde seküler yaşam biçimi ve kentsel dinamikler ibadet sıklığı oranlarına yansırken, Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde geleneksel yapının ve toplumsal bağların korunması dini pratiklerin daha yoğun yaşanmasını sağlıyor.




