Türkiye Ekspres Haber | Son Dakika | Güncel Haberin Adresi

“Dijital Vicdan” Üzerine Bir Deneme

BİLİM VE TEKNOLOJİ

“Ekran büyüdükçe vicdan küçülüyorsa, sorun teknolojide değil; insanın sessizliğindedir.”

2025 yılındaki en önde gelen kavram, yapılan anketlerde Dijital vicdan olarak belirlendi. Doğrusu incelenmeye değer birçok parametreyi içinde taşıyor.

İnsan, düşünen, duygulanan ve vicdan taşıyan bir varlıktır. Vicdan, toplumsal ilişkilerimizde başvurduğumuz en temel referansların başında gelir ve bu özelliği ile bir mihenk taşı işlevini görür. Vicdandan yoksunluk, insani kriterleri aşağı çeker ve erozyona uğratır. Sanırım, tarihin ve çağımızın en temel meselesi “vicdanlı olabilme” meselesidir. Vicdanı bütün değerlerin önüne koyduğumuz zaman bütün değerlendirme yaklaşımlarımızı restler. Böylece bizleri doğru ve etkili bir birey haline getirir.

Adem’den bu yana insanın kadim bir vicdan arayışı hep sürmüştür. Egosuna ve çıkarlarına yenik düşmeyen insan, kendi vicdan arayışında önemli aşamalar kat etmiştir. Dolayısıyla insanın vicdanlı olması hem bilgelik, hem de arınma gerektirir. Kaldı ki bu duyguyu yalnızca insan için değil doğadaki bütün canlılara karşı hissetmelidir.

Vicdan, insanın kendi içindeki sessiz muhakemesidir. Yasa koyucu değildir ama yasadan önce gelir; cezalandırmaz ama utandırır; bağırmaz ama sustuğunda insanın içi daha çok gürültüyle dolar. Vicdan, yalnızca iyi ile kötüyü ayırt eden bir pusula değil, aynı zamanda insanın kendisiyle kurduğu en sahici ilişkidir. O, bireyin iç dünyasında yankılanan toplumsal hafızadır; başkasının acısını kendi kalbinde duyabilme yetisidir.

Dijitalleşme ise insanın dünyayla kurduğu ilişkinin hızlanmasıdır. Hız, çoğu zaman düşünmenin düşmanıdır. Parmak uçlarımızla kaydırdığımız ekranlarda, hayatlar üst üste yığılır; acılar küçülür, yüzler silinir, hikâyeler başlıksız kalır. Dijital mekân, vicdanın sınandığı yeni bir eşiğe dönüşür: Görmekle bakmak, bilmekle hissetmek arasındaki mesafe giderek açılır.

Dijital dünya hız ister, vicdan durmayı gerektirir çoğu kez. Düşünmek ve adım atmak zaman ve süreç ister. Bazen yaptığımız bir davranış, söylediğimiz bir söz yaralayıcı olabilir. Tavır da son derece önemlidir. Haksızlığa karşı haklının yanında olabilmek bir erdem meselesidir.

Dijital vicdan, tam da bu mesafede ortaya çıkar. Artık vicdan, yalnızca yüz yüze ilişkilerde değil; bir paylaşımı görmezden gelirken, bir linçe sessiz kalırken, bir yanlış bilginin yayılmasına katkı sunarken de sınanır. Dijital alanda yapılan eylemler “gerçek değilmiş” gibi algılansa da, etkileri son derece gerçektir. Bir cümle, bir etiket, bir sessizlik; bir insanın hayatında kalıcı izler bırakabilir.

Buradaki temel sorun şudur: Dijitalleşme, sorumluluğu görünmez kılar. Kalabalık içinde birey erir; “herkes yapıyor” cümlesi, vicdanı susturmanın en pratik yoluna dönüşür. Oysa vicdan, tam da kalabalığın içindeyken birey olabilme cesaretidir. Dijital vicdan, ekrana rağmen insan kalabilme çabasıdır.

Dijital vicdanın önemi, yalnızca etik bir tartışma değildir; bu, insanlığın geleceğine dair bir sorudur. Eğer vicdan, algoritmalara teslim edilirse; neyin görünür, neyin değersiz olduğuna makineler karar verirse; insan, ahlaki sorumluluğunu devretmiş olur. Ve insanın devrettiği her sorumluluk, sonunda insanı eksiltir.

Bu nedenle dijital vicdan, yeni bir bilinç hâli olarak düşünülmelidir. Paylaşmadan önce durabilmek, hüküm vermeden önce anlamaya çalışmak, hızın karşısına merhameti koyabilmek… Dijital vicdan, teknolojiyi reddetmek değil; teknolojiye insan kalbini ekleyebilmektir.Çünkü teknolojinin teknik boyutu tek başına soğuktur, oysa resim müzik şarkılar insan kalbinden hayata akar ve insanın içini ısıtır.

Kaldı ki vicdan, zamana ve mekâna bağlı değildir. O, ekranın arkasında da insandır, insanidir. Yeter ki insan, kendi iç sesine kulak vermekten vazgeçmesin. Empatinin gücünden ve yapıcı ontolojisinden yararlanabilsin, şarkılarını söylemeye devam etsin.
Ferman Salmış

Yorum yapabilmek için lütfen sitemizden üye girişi yapınız!
Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.